Bu avlağı ikinci ziyaretimiz. Yalnız bu sefer kadroyu biraz arttırıyoruz.  Karaman’dan 4 Konya’dan ise 3 kişilik bir ekiple gecenin 02:00 da yola koyulduk. Konya ekibi ile yolda birleşerek kıza bir çorba fazlından sonra, tekrar yollara düştük. Avlağımıza vardığımızda neredeyse gün ağarmak üzereydi. Hızlı bir şekilde hazırlıklarımızı tamamladıktan sonra, derenin kenarında bulduk kendimizi. Ekibin kalabalık olması aslında avım verimi açısından iyi değildi. Faka dostluk kısmı biraz daha ağır basıyordu.

Karaman ekibi olarak Ben, Mesut BOZOĞLU, İbrahim KÜÇÜK ve Sami UZUN vardık. Konya ekibinde ise İlhan BAL, Celalettin YARALI ve Osman UYAR vardı. İbrahim’e güzel bir av yaptırmak istiyordum ve partner olarak yanıma onu aldım. Mesut ağabeyde, Sami ağabeyi aldı. Konya ekibi de ava üç kişi devam edeceklerdi. Biz İbrahim ile derenin akışına karşı ilerlemeye başladık. Ardımızdan ise Mesut ağabeyler geliyorlardı. Konya ekibi ise aşağıya doğru gittiler. Bir saat kadar hiç hareketlilik olmadan kaşıklarımızı salladık. Güneş yeni yeni kendini göstermeye başlamıştı ki, ilk balığımı aldım. Porsiyon aldı olan bu gökkuşağını, buradaki doğal alabalık türlerine zarar vermemesi için alıkoyduk.

Kısa bir sure sonra İbrahim’in kaşığına bir balık atladı. Balığı tam sudan çıkartırken balığı kaçırdı. İbrahim’in o halini hiç unutamıyorum. Mutluluk ile çaresizlik arasında bir hali vardı. Üzülme daha çok balık yakalayacaksın bugün dediğimde ise; sözüme pek güvenmediğini anladım. Gerçi ada haklıydı, ne zaman birlikte balığa gitsek balıkları hep ben yakalıyordum. İbrahim de motivasyon sıfıra iniyordu. Ama bugün olaylar tamamen değişecekti.

Çok geçmeden İbrahim ikinci balığını aldı. Güzel bir kırmızı benekliydi. Beraberlikleri çok uzun sürmese de, hatıra fotoğrafını almıştık. Hiç düşünmeden ilk kırmızı beneklisini suya iade etmişti. İbrahim mutluluktan havalara uçarken, ikinci balığı da oltasına katılmıştı. Yine güzel bir kırmızı benekli kaşığında sallanıyordu. Fotoğrafların ardından balığı suya iade ettik. İlerlemeye devam ettikçe ben hep gökkuşağı alası alıyordum. İbrahim ise hep kırmızı benekliler denk geliyordu. Dere üzerinde küçük bir bentte gelmiştik. Benttin aşağısına doğru salladık kaşıklarımızı. İkimize de balık atlamıştı. İbrahim de yine kırmızı benekli varken, bende de gökkuşağı alası vardı.

Bende artık kırmızı benekli yakalamak isterken, İbrahim de gökala yakalamak istiyordu. İbrahim’in kullandığı kaşıktan kullanmaya başladım. Benttin hemen üzerine salladım kaşığı, sağlan bir vuruş ile yakışıklı bir gökala daha aldım. Demek ki keramet kaşıkta değilmiş. Buradan da ayrılarak yukarılara doğru ilerledik. Bir alabalık tesisine yaklaştığımızda, İspendek Mehmet lakaplı ağabeyimizle karşılaştık. Daha önceden tanışmıyorduk, ama kısa sürede tanışıp kaynaştık. Çok sayıda ortak arkadaşımız vardı. Kısa zamanda hoş bir sohbet ederek vedalaştık. Tesisin altına vardığımızda ben bir gökala daha ekledim, çantamdaki poşete.

Buradan geri dönmeye karar verdik. Dönüşte ise fazla balık alamadık. Zaten ekipte araçların yanında bizi bekliyorlardı. Avlağın biraz daha ilerilerine gitmeye karar vermişlerdi. Bizde hızlı bir şekilde yanlarına vardık. Mesut ağabeylerde hiç balık yoktu, sanırım bir olan balıkları toplayarak gitmişiz. Konya ekibinde ise, İlhan başkanda üç balık vardı. Birisi harika bir kırmızı benekliydi. Oldukça iri olan bu kırmızı benekli, beni iyice iştaha getirmişti.

Araçlarımıza binerek avlağın yukarılarına doğru yol almaya başladık. Yolda İbrahim yakaladığı kırmızı beneklileri iştahlı bir şekilde anlatırken, Konya ekibinin durması ile yani avlanacağımız bölgeye varmıştık. Burada ava başlamadan önce bir şeyler yemeye karar verdik. Herkes yanında getirdiği yiyecekleri ortaya koydu. Hızlı bir atıştırmanın ardından, tekrar dereye döndük. Burada iki saatlik bir zaman kaybımız oldu. Bu bölgeden hiç balık tutamadık ama Jumbo boy böğürtlenler bulduk. Bıkana kadar böğürtlen yedik. Küçük olanlar kadar lezzetli olmasalar da, göz dolduruyorlardı.

Bu bölgeden de ayrılarak ilk başlangıç noktamızla, burası arasında bir yerde durduk. Ben yine İbrahim ile ilerlemeye başladım. Biz derenin akıntı yönünde ilerlerken, ekipteki diğer arkadaşlar akıntıya karşı ilerlemeye başladılar. Derenin bu kısmı harikaydı. Çok sayıda kırmızı benekli yavruları yakaladık. Bu yakalanan kırmızı beneklilerin tamamını suya iade ettik. Ne yazık ki aralarında az sayıda olsa da gökala yavruları da vardı. Bunları istemeyerek te olsa, doğal türlerin yaşam alanlarında oldukları için alıkoyduk.

Avımıza hep bir numaralı döner kaşıklar ile devam ediyorduk. Kaşıklarımızı iki numaralı kaşıklar ile değiştirmeye kadar verdik. Şansımızdan mı bilmiyorum, ilk atışımda iri bir kırmızı benekli yapıştı kaşığıma. Tadını ala ala çektim balığı. İbrahim’e söz verdiğim içim için bu balığı, suya iade etmedik. 3-4 km dere boyu ilerlemiştik ve balık hiç kesilmiyordu. Kaç balık yakalayıp bıraktığımızı hatırlayamaz duruma gelmiştik. Kırmızı benekli popülasyonu o kadar çok fazlaydı ki, şaşırmamak elde değildi. Bu bölgede çok sayıda alabalık restoranı ve çiftliği varken, dereye bu kadar yayıla bilmeleri sevindiriciydi.

İlerlerken bir restorana daha rasgeldik. Buradan iki üç parça porsiyon üzeri gökala aldık. Restoranı geçtikten sonrada hem kırmızı benekliler, hem de gökalalar daha iri boylarda çıkmaya devam etti. Kaşığıma irice bir kırmızı benekli daha yapışmıştı. Fakat bu balık beni hiç uğraştırmadan, adeta kendiliğinden teslim olmuştu. Bu balığı da kendim için alıkoydum. Bu balık İbrahim için ayırdığımdan biraz daha iriydi. Biz balığın keyfini yaşarken ekipten telefon geldi. Sıkıldıklarını ve artık gitmek istediklerini dile getiren ekip. Ava ilk başladığımız yerde bizi beklediklerini söylediler.

Ekibe iki km kadar uzaklıktaydık ve avı da bırakmaya hiç niyetimiz yoktu. Hemen geliyoruz diyerek, dere içerisinden ilerlemeye başladık. Onları da fazla bekletmemek için hızlı bir şekilde ilerliyorduk. Ama balılar buna pek izin vermiyorlardı. Oltalarımızı harika balılar ziyaret ederken, ilerlememiz pek mümkün olmuyordu. Beneklileri salarak ve gökalaları toplayarak, Mesut ağabeylerin yanına vardık. Sami ağabeyde hiç balık yoktu. Mesut ağabeyde ise iki gökala ve birde kırmızı beneklisi vardı. Bizdeki balıkları gördüklerinde biraz moralleri bozuldu. 19 Gökala ve iki de irice kırmızı benekli ile avımızı tamamlamıştık.

Konya ekibinde de pek balık yoktu. İlhan başkan sabahkilerin haricinde, birkaç gökala daha almıştı. Günü şanslıları İbrahim ile bendim. Konya ekibi ile burada vedalaşarak, dönüş yoluna geçtik. Mesut ağabey ise dönüş yolunda aracı siz kullanacaksınız diyerek cezamızı kesti. Bizimde canımıza minnet dönüş yolunu avın kritiğini yaparak tamamladık. Çok şükür güzel bir av gerçekleştirmiştik ve daha da önemlisi. Sağ salim sevdiklerimize kavuşmuştuk.

Başka bir maceramız da buluşmak üzere. Unutmayalım ki salarsak, tekrar tutarız. Tüm güzel insanlara, rastgele.

 

  • Avda kullanılan Ekipmanlar:
  • Kamış : Okuma V sistem6 1.80cm 2-10gr
  • Makine: Shimano Aernos 2500FB
  • Misina: Pinorex Eagle 0.18mm Fluorocarbon
  • Sahte : Çeşitli döner kaşıklar.

2 YORUMLAR

    • Şefika hanım öncelikle geç cevap verdiğim için sizden çok özür dilerim.
      Ben bu balıkları sportif amaçlı yakaladığım için tüm balıkları suya geri iade ediyorum.

CEVAP VER

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.