Anadolu Alasının Peşinden

0
420

 

Bu ava haftalar öncesinden hazırlanıyorduk. Bu avım da bana Celalettin YARALI (Cello) arkadaşım eşlik edecekti. İkimizde bu balıklar ile tanışmak için can atıyorduk. Haftalar haftaları kovaladı ve sonunda beklediğimiz tarih gelmişti. 10 Mayıs Çarşamba günü akşam üzeri Cello’yu otogardan almaya gittim. Kendisi Konya’dan gelecekti ve buradan araç ile devam edecektik. Cello’nun gelişi ile yolculuğumuzda başlamış oldu. İlk durağımızda Konya/Ereğli vardı. Burada bulunun alabalıkçı dostlarımızdan Bayram AZBOZ kardeşimizi ziyaret etmek için durduk. Sağ olsun kendisi bizi çok iyi ağırladı. Keyifli sohbetlerin yanında alabalık avları için yeni planlar da ekledik listemize. Bayram ile vedalaşarak Ereğli İvriz barajında geceyi geçirmek için vedalaştık. Kısa bir yolculuk sonrası İvriz barajına vardık. Ben çadır ve kamp düzenini kurarken Cello da Sudak avı için hazırlıklara başlamıştı. Kampımız kurulmuştu ve oltalarımız da suyla buluşmuşlardı. Kahvelerimizi yudumlarken koyu bir muhabbetin içine düşmüştük. Saatin geç olduğunu anladığımızda yatmaya karar verdik. Zaten Sudak ta hiç oltalarımızı umursamıyordu.

Uyandığımda saat 8:00 di. Çadırımın kapısını açtığımda gölün karşısında duran Halkapınar Kasabası çok güzel görünüyordu. Cello’yuda uyandırdım ve kahvaltı hazırlıklarına başladık. Çayımız demlenirken bir yandan da toparlanmaya başladık. Keyifli bir kahvaltının ardından ise yola koyulduk. İstikametimiz ise Kayseri’ydi. Burada ‘Balıkcı Ali’ ağabeyimizin ziyaretine gittik. Lakin kendisi ile mühim işlerimiz vardı. Anadolu Alaları için bize yardımcı olacaktı. Başkan yardımcılığını yaptığı KOBDER’in (Kayseri Amatör Olta Balıkçıları ve Doğal Hayatı Koruma Derneği) 12-13-14 Mayıs 2017 tarihlerinde düzenleyecek oldukları şenliğin hazırlıkları ile uğraşmaktaydı. Onca işinin içinde sağ olsun bizlere de zaman ayırdı. Ali ağabeyimizden gereken bilgilerde aldıktan sonra tekrar düştük yollara.

Akşam suyuna yetişmek için can atıyorduk. Kayseri den çıkmadan önce son alış verişlerimizi de tamamladık. Yolunuz biraz uzundu ama sonunda Anadolu Alaları bizleri beklemekteydi. Özellikle benim içim içime sığmıyordu. Uzun zamandır tanışmayı istediğim bu balıklarla tanışmak için içim içime sığmıyordu.

Avlağımıza vardığımızda ise havanın kararmasına çok az kalmıştı. Hemen takımlarımızı hazırladık ve avımıza başladık. Dere yapısı benim sürekli avlandığım dereye çok benziyordu. Sanki bu dereyi çok yakından tanıyor gibiydim. Karşımıza gelen ilk havuzda iri iri Anadolu Alalarını görmüştük. Ama balıklar kaşıklarımızı çok ilgisizdiler ve kutumda bulunan tüm kaşıklarımı denemiştim. Duyumlarıma göre çok ürkek olan bu tür bizi neredeyse hiç umursamıyordu. İşleri güçleri çiftleşmeydi. Burada yeterince zaman geçirdiğimizi ve bu balıkları kandıramayacağımızı anladıktan sonra ilerlemeye devam ettik.

Kaşığımı suda gezdirirken bir balık kaşığımı kapmıştı nihayetinde. Balığı çıkardığımda ise Gökkuşağı Alası olduğunu gördük. Ali ağabey Gökkuşağı Alasının çok nadir çıktığını söylemişti ama bizdeki kısmet böyle iste. Porsiyona yakın bu balığı doğal türler olduğu için suya iade etmedik. Hava ise neredeyse kararmak üzereydi ve bir daha Anadolu Alasını bulamamıştık. Tam umutlarımızın bitti anda kaşığıma bir balık daha yapışmıştı. Balığı sudan çıkardığımda Anadolu Alası kaşığımın ucunda sallanıyordu. Bu muazzam balık ile taşına bilmek için 430 km yolu geride bırakmıştım. O an tüm yorgunluğum kaybolmuştu ve mutluluktan havalara uçuyordum. Hızlı fotoğraf çekiminin ardından balığı tekrar suya iade ettik. Havanın kararmaya başlaması ile aracımıza doğru dönmeye başlamıştık. O arada Cello’da bir Anadolu Alası almıştı. İkimizin de bu mutluğu tatmamızın ardından geceyi geçirmek için bir kamp alanı aramaya başladık.

Derenin yakınlarında kamp kuracak uygun bir yer bulamayınca, gelirken yol üzerinde gördüğümüz bir baraja gitmeye karar verdik. Baraja vardık güzel bir yere çadırımızı kurduk ve aksam yemeği için hazırlıklara başladık. Yemeğimizin ardından bu barajda ne vardır diye düşünürken kıyıdaki gümüş balıklarını fark ettik ve kepçe ile birkaç tanesini yakaladık. Sudak olma ihtimaline karşı iki olta attık. Yarım saat içerisinde üç adet pullu sazan yakaladık. Havyar döneminde olan bu hayvanları daha fazla rahatsız etmemek için oltalarımızı çektik ve dinlenmeye başladık. Ertesi gün tam bir günlük Anadolu Alası avı bizi bekliyordu.

Sabah uyandığımızda ise hızlı bir şekilde kamp alanını toparlayarak dereye doğru yol aldık. Ali ağabeyden aldığımız bilgilere göre bize 8 km uzunluğunda bir parkur tarif etmişti. Avımıza başladık ve iştahlı yavrular döner kaşıklarımıza saldırmaya başlamışlardı. Çok sayıda Anadolu alası yakalı yorduk ve suya tekrar iade ediyorduk. Beklenenden fazla bir popülasyon vardı bu derede gün boyunca doyasıya balık yakaladık. Ama büyüklerde pek iştah yoktu onların tek derdi çiftleşmekti. Genellikle çiftler halinde takılan iri balıkları arada görüyorduk ve kandıra bilmek için elimizden geleni yapıyorduk. Cello’nun kaşığına vuran iri bir Anadolu alası bizi bir anlıkta olsa heyecanlanmamıza neden olsa da balığı tam çıkartınken kaşıktan kurtulmayı başardı. Oldukça iri olan bu balığı kaçırmamıza çok üzül sekte yapacak bir şey yoktu. Moralimiz bozulsa da avımıza devam ettik.

Ali ağabeyin tarif ettiği son noktaya geldiğimizde ise yorgunluktan bitmiştik artık. Ama yakalayıp bıraktığımız onca Anadolu Alasını düşünecek olursak ta amacımıza fazlası ile ulaşmıştık. Aracımıza 8 km uzaklıktaydık ve bu yolu tekrar dönmek zorundaydık. Dönüş yolunda çok fazla ota atmadın hızlı bir şekilde ilerlemeye çalışıyorduk. Yine agresif ufaklıklar dönüş yolunda da döner kaşıklarımızı boş bırakmadılar. Tamamen yakala bırak olarak tamamladığımız bu avımızda dolasıya Anadolu Alası ile tanışma şansınız oldu. Onca yolu boşuna tepmemiş olduk.

Akşamüzeri ise hava kararmadan KOBDER’in ev sahipliğini yaptığı Alabalık ve Sudak yakalama yarışmasına katılmak için yola koyulduk. Mutlu ve huzurlu bir şekilde avlaktan ayrılmıştık. Bu türü gerçekten korumamız gerekmekte, ülkemizin endemik türlerinden olan bu alabalık türünü gelecekte de görmek istiyorsak bazı önlemlerin hızlı bir şekilde alınması gerektiğini düşünmekteyim. Biz amatör olta balıkçılarına düşen ise yakala bırak prensibini benimsememizdir. Unutmayalım ki salarsak tekrar tutarız. Tüm güzel insanlara Rastgele.

CEVAP VER

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.