Alabalık İçin Değer Mi? Değer!

1
446

Dağlardaki erimekle bitmeyen karlar, dereye olan hasretimi biraz daha uzatacağa benziyor. Bu sene yurt genelinde bolca yağan kardan bizim buralarda fazlasıyla nasibini aldı. Nisan ayının son haftasında olmamıza rağmen, Karaman çevresindeki dağlarda daha bolca kar birikintileri bulunmakta. Yavaş eriyen karlara birde nisan yağmurları eklenince derelere girmek mümkün olmuyor. Ne zaman gitsem çok fazla su ve çamur akan bir dere buldum karşımda.

Durumlar böyle olunca fırsat buldukça deniz avlarına veya çevremizdeki göletleri sıklıkla ziyaret etmeye başladık. Son birkaç aydır sıklıkla uğrak verdiğimiz bir göletin daha önce hiç gitmediğimiz bir bölgesine gitmeye karar verdik. Ekipte yine Mesut ve Sami ağabeyler başroldeler. Google Maps üzerinden gideceğimiz muhtemel yerler için çalışmaya başladık. Hoşumuza giden birkaç noktayı işaretledik. Hafta boyunca böyle avunduk durduk. Cumartesi akşamını zor getirdik. Benim işten çıkışımla hafta boyunca hazırlıklarını yaptığımız kamp malzemelerini ve olta takımlarımızı alarak akşam 21:00 gibi yola koyulduk.

Çok keyifli bir yolculuğun ardından avlanacağımız bölgeye gelmiştik. Google haritalardan ne kadar yardım alsak da istediğimiz yerlere arazi koşullarının zorluğundan dolayı gidemedik. İşaretlediğimiz birkaç noktaya ulaşabildik fakat buralarda da olta atmamıza ve kamp kurmamıza imkân yoktu. Kaldı ki ayakta bile güçlükle durabiliyorduk. İşaretlediğimiz yerlerden sonuncusuna giderken yolda dualar ediyorduk. Bahçe ve bağların aralarından geçerek, aracımızı gölete en yakın noktaya yaklaştırmaya çalışıyorduk. Araç ile inilebilinecek son noktaya kadar indik. Haritadan baktığımızda göletle aramızda fazla mesafe olmadığını gördük. Yaklaşık 800mt’lİk bir yolu yaya olarak devam edecektik.  Mesut ağabey ile birlikte önden bir keşif yapmak için göletin kenarına kadar indik.  Arazi şartları zor olsa da avlanacağımız yer güzel görünüyordu.

Kamp malzemelerinin bir kısmını bırakarak, olta takımlarımızı ve yiyeceklerimizi de sırtlanıp başladık gölete doğru inmeye. Oldukça dik ve yer yer taşlık bir tepelikten iniyorduk. Hepimiz aklından o anlarda geçen bu kadar eşya ile bu yolu nasıl döneceğimizdi sanırım. Bu düşünceler içerisinde düşe kalka göletin kıyısına vardık. Hiç zaman kaybetmeden oltalarımızı hazırlamaya başladık. Saat ise 01:00 olmuştu. Oltalarımızı suyla buluşturduktan sonra kamp ateşimizi yaktık. Çay suyumuzu koyduk. Ben çay olmadan önce köz ateşinde birer Türk kahvesi yaptım. Bu kahve neredeyse tüm yorgunluğumuzu almıştı.

Gece balığın iyi olacağını tahmin etmiştik ama tam bir hayal kırıklığına uğradık. Balıkta çalışmayınca Mesut ağabey ile ben yatmaya karar verdik. Sabah uyandığımda Mesut ağabeyin elinde yakışıklı bir Aynalı Sazan ile poz verdiğini gördüm. Fotoğrafların ardından balığı suya iade etti. Alabalık avlarımızda kullandığımız boncuk yemlere Sazanlar nadiren de olsa ilgi gösteriyorlardı. Başladık yemleme yapmaya. Alabalık avlarında yemleme yapmak çok önemlidir. Özellikle avlandığınız göletin üzerinde bir Alabalık tesisi varsa yemleme yapmak avınızı çok daha verimli kılacaktır.

Yemlemenin ardından çok geçmeden benim oltalardan birinden zil çalmaya başladı. Porsiyon üzeri güzel bir Gökala almıştım. Ben balığı livarıma koyarken Mesut ağabeyin oltalarından da zil sesi geldi. Oda güzel bir Gökala almıştı. Bir yandan da kahvaltı için hazırlıklar yapıyorduk. Tam kahvaltıya başlayacağız benim oltalardan bir zil sesi daha geldi. Oltayı elime aldım ve hafifçe tasmayı vurdum. Çekmeye başladım, ama balığın gelişinden ne olduğu belliydi. Yakışıklı bir Sazan da ben almıştım. Fotoğrafların ardından balığı ait olduğu yere iade ettik.

Güneş kendini göstermeye başladıkça hava ısınmaya başladı. Ara ara vuran oltalarımızı çektikçe Alabalıktan çok Sazan çıkmaya başlamıştı. Bu yeme Sazan balıkları ayrı bir ilgi gösteriyorlardı. Bu yemler ile daha önceleri de çok avlanmıştık ama Sazanlar çok nadir ilgi gösterirlerdi. Kullandığımız yemler boyut ve renk olarak mısıra çok benziyorlardı. Bu ilginin bu nedenden dolayı olduğunu düşündük. Avlandığımız bu bölge ise çok nadir avcının gelebileceği bir yerdi. Bu kadar yolu eşyalar ile yürümek gerçekten çok zahmet vericiydi. Belki de buradaki balıklar bu yemi ilk defa görüyorlardı. Merak ettikleri içinde yemi alıyorlardı.

Mesut ağabey ile ben döner kaşık ile avlanmak için hazırlanmaya başladık. Kıyı boyunca biraz at-çek yapmayı planlıyorduk. Oltaları Sami ağabeye teslim ederek yürümeye başladık. Arazinin ilerledikçe dikleşmeye başlaması nedeniyle fazla ilerleyemeden döndük. Daha oturmadan benim kamışlardan birisine sağlam bir vuruş oldu. Zili bile havaya fırlatan bu vuruş bizi çok heyecanlandırmıştı. Koşarak kamışı elime aldım ve tasmayı vurdum. Balık deli gibi kafalar atıyor ve sürekli kalamadan yiyordu. O esnada tamam dedim aradığımızı bulduk. Mesut ağabey ise eline kepçeyi almış beklemeye başlamıştı bile. Balığı biraz kıyıladığımda ise fırlamalar başlamıştı. Balık çok güzeldi ve iri bir parçaydı. Birkaç kez fırlamanın ardından Mesut ağabey balığı kepçeye sokmayı başardı.

Balığı elime aldığımda ise yakışıklı bir erkek Gökkuşağı alası olduğunu gördüm. Yeni yeni çenesi kıvrılmaya başlamıştı ve enine doğru büyümeye başlamıştı. Yanımızda tartımız yoktu ama 3 kg civarındaydı. Birkaç kare fotoğrafın ardından balığı livara koydum. Keyifim yerine gelmişti artık. Bu arada oltalarımızdan da zil sesleri artmaya başlamıştı artık. Alabalıklardan çok Sazan türleri oltamıza geliyordu. Vakit ise Öğle vaktine yaklaşıyordu. Benim oltalardan birisine güzel bir Aynalı Sazan daha yakalanmıştı. Diğer gelen Sazanlardan çok daha iri olan bu Aynalı Sazandan sonra avımızı sonlandırmaya karar verdik.

Yeteri kadarda Alabalık yakalamıştık zaten. Avlandığımız bölge Mersin ili sınırları içerisinde bir göletti. Bu bölgede ise Sazangillerde 1 Mart – 31 Mayıs tarihleri arasında avlanmak yasaktı. Amacımız Alabalık tutmak olsa da bu güzel hayvanlara havyar dönemlerinde daha fazla rahatsızlık vermek istemiyorduk.

Erkenden avımızı bitirdik ve toparlanmaya başladık. Daha aracımıza kadar hem uzun bir yol vardı, hem de dik bir tepelik. Kan ter içerisinde aracımızın yanına varmıştık. Aracımızın yanında uzun bir süre dinlendikten sonra dönüş yoluna geçtik. Benim açımdan unutamayacağım avlardan birisi olmuştu. Çok yorulduk ama çok keyif aldık.

Dönüş yolunda aracı Mesut ağabey kullandı. Sami ağabey ise arka koltukta dönüş yolunu uyuyarak geçirdi. Ben ve Mesut ağabey ise uyumamak için çok direndik. Çok şükür kazasız belasız bir avımızı daha bitirmiş olduk.

Başka bir av hikâyemde buluşmak ümidi ile. Unutmayalım ki SALARSAK TEKRAR TUTARIZ. Tüm güzel insanlara rastgele.

1 YORUM

CEVAP VER