Yine Aylardan KASIM

0
510

Mesut ağabey bu hafta yengeyi de alıp tatile kaçınca Sami ağabey ile sabah suyuna kısa bir dere avı planlamıştık. Konya’daki dostumuz Bekir DOĞDU’dan akşam gelen telefon ile avımıza Bekir’i de dahil ettik. Sabah Karaman merkez de buluşarak kahvaltı için simitçide soluğu aldık. Sıkı bir kahvaltının ardından yolluklarımızı da alarak derenin yolunu tuttuk. Sami abi erken döneceği ikin iki araç devam ettik.

Dereye vardığımızda saat 8:30 olmuştu. Ava başlamak için uygun bir saatti. Hava fazla soğuk değil ve güneşliydi. Son hazırlıklarımızı da tamamladıktan sonra derenin kenarında bulduk kendimizi. Akıntı yönünde avlanarak ilerlemeye başladık. Yem tercihimizi hepimiz farklı yönde yapmıştık. Ben her zaman ki gibi silikon yemleri tercih ederken, Sami ağabey ve Bekir ekmek içi ile başlamışlardı.

Bekir’in vazgeçilmez avlanma şekli ise şamandıralı takımdı. Ekmek içi ile avlanırken aslında en verimli avlanma tekniği bence bu sistem. Bekir’in kullandığı sisten ise şu şekilde. Ana beden üzerine kancayı direk bağlıyor ve bir karış kadar yukarısına kıstırma kurşun. Şamandıra ise kıstırma kanalına misina geçecek şekilde boydan boya kesiliyor ve misinayı geçirdikten sonra kıstırma çubuğu ile sabitleniyor.

Uzun bir zaman balık alamadık. Tam umutlarımız kırılmıştı ki Sami ağabeyden güzel bir balık geldi. Oltalarımızı aslında ikimizde aynı yere atmıştık. Silikon yemden çok ekmeği tercih etmiş olacak ki balık onun oltasına yapıştı. Sami ağabey yakaladığı yakışıklı ile fotoğraf çekinirken bende hemen ekmek içi ile aynı yerde denemeler yapıyordum. Aslında dere avlarında balığı aldıktan sonra aynı yerden başka bir balığı kandırma ihtimaliniz çok düşüktür. Ama bazen de aynı yerden iki üç balık aldığımız bile oluyordu. Bana balık falan gelmedi doğal olarak.

Bekir ile ben ne kadar çabalasak ta balık alamadık. Dönüş yolumuzda ise neredeyse olta atmadan tamamladık. Araçlarımızın yanına geldik ve Sami ağabey ile vedalaşarak avlayın daha yukarılarına gittik. Burada yaklaşık iki saatlik bir av yaptık ve Bekir sonunda bir balık kandırmayı başardı. Havanın kararmasına tahmini üç saat kalmıştı ve bu sefer avlağın en aşağısına gitmeye kadar verdik. Hızlı bir şekilde aracımızın yanına giderek yer değiştirdik.

Avlağın bu bölümünde daha önceden çok güzel avlar yapmıştım. Çok ayakaltı bir yer olduğu için ise uzun zamandır ziyaret etmiyordum. Zamanımız azdı ve kafamdan uzun bir parkur çizmiştim. Hızlı hızlı ilerlerken banko yerlerimden birisine gelmiştim. İlk atışımda sağlam bir vuruş aldım ve balığa tasma vuramadan kaçırdım. Aynı yere üç beş atışın ardından balığı tekrar kandırmayı başarmıştım. Kısa bir sürede balığı kucağıma aldım. Sonunda bir balık kandıra bilmiştim.

Aşağılara doğru indikçe birkaç balıkçı ile karşılaştık. Kısa muhabbetlerde balık yakalayamadıklarını öğrendik. Gerçi bize sorduklarında biz de balık yok demiştik. 🙂 Çok geçmeden Bekir’den ikinci balıkta geldi. Boy olarak biraz küçük gördüğümüz bu balığı ise suya tekrar iade ettik.

Sürekli gördüğüm ama böğürtlenler yüzünden girmekte zorlandığım, bir yer vardı. Bu sefer kafaya koydum ve böğürtlen çalılarını ayırarak bolca acı çektikten sonra hedefime ulaştım. Yemini akıntıya doğru salladım. Kurşunun hafif gramajlı olması ve silikon yeminde havalanması, sayesinde istediğim yere doğru yemin akarak ulaştı. Biraz bekledikten sonra balık yeme vurmaya başladı. Yemi yuttuğunu tahmin ederek sarmaya başladım ve birden olta boşa çıktı. Hızlı bir şekilde yemi aynı yere doğru salladım. Ama yeme hiç tepki yoktu. Arada küçük vuruşlar yapıyor ve yemi hareketlendiriyordum. Tam artık gelmez diye düşünürken, sağlam bir asılış ile hafiften kalama alan balık beni çok heyecanlandırmıştı. Bir yandan balığı çekiyordum, bir yandan da Bekir’e sesleniyordum. Bekir gelmişti ama böğürtlenlerden yanıma yaklaşamıyordu. Cap cup sesleri ile balığı sudan çıkarmıştım ama kendimi Böğürtlenlerden kurtaramıyordum. Bir elimde balık, bir elimde olta ile daldım böğürtlenlerin arasına Bekir’inde yardımları sayesinde, fazla zarar görmeden çalılıklardan kurtuldum.

Biraz soluklandıktan sonra bu yakışıklı ile birkaç hatıra fotoğrafı çekindik. Balığın renkleri harikaydı ve artık çene yapısı da kıvrılmaya başlamıştı. Bu balıktan sonra biraz daha aşağıları yokladık ve geri dönmeye kadar verdik. Zaten havada kararmak üzereydi ve yanımızda ışıkta yoktu.

Aracımızın yanına vardığımızda ise hava kararmıştı. Güzel bir zamanlama ile avımızı sonlandırmış olduk. Tüm güzel insanlara rastgele.

CEVAP VER

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.