Eski Merayı Ziyaret

0
475

Bu haftaki avımız oldukça soğuktu. Uzun zamandır gelmediğimiz bu meranın soğuğunu çok unutmuşuz. Sabah 9:00 gibi avlanacağımız bölgeye vardık. Hava -2°C yi gösterse de hissedilen sanırım -15°C gibiydi. Oldukça sert esen poyraz soğuğu iliklerimize kadar hissettiriyordu. İlk işimiz ateş yakmak oldu. Mesut ağabey ve ben ateşi beslemek için odun toplarken, balıkçı dostlarımızdan Fatih AÇAR ise semaver ile ilgilenmeye başladı. Mesut ağabeyin oğlu Alihan’da bu avda yanımızdaydı, fakat araçtan indirmemiz pek mümkün olmadı.

Yükselen ateşin başında toplanarak oltalarımızı hazırlamaya başladık. Hazırlıklarımız bittiğinde ise çayımızda demini almış oldu. Yolda gelirken aldığımız poğaçaları sıcacık çayın eşliğinde tükettik. Karnımızda doyunca artık avımıza başlamaya karar verdik. İkişerli gruplara ayrılarak derenin akıntı yönünde avlanmaya başladık.

Su biraz bulanıktı. Yem tercihimizi malum markanın simli silikon toplarından yana kullandık. Bu yemler somon yumurtası olarak da geçmektedir. Renk olarak yeşil sarı arası ve turuncu renkleri tercih ettik. Bulanık sular için bu renkler daha etkililerdi. Önceki avlarımızda bunu tecrübe etmiştik.

İlk balık son birkaç avımızda olduğu gibi yine Mesut ağabeyden geldi. Biraz önümde avlanıyordu ve heyecanlı bir şekilde bana seslendi. Hızlı bir şekilde yanına vardım. Sırt çantamdaki kepçeyi çıkarttım. Balık biraz irice ve oldukça inatçıydı. Birkaç kez kepçelemeye çalışsam da başaramadım. Mesut ağabey balığı dikkatli bir şekilde gezdirirken, bende balığı doğru zamanda kepçelemek için takip ediyordum. Sanırım dördüncü hamlem de balığı kepçeye almayı başardım. Balık oldukça iriydi. Birkaç kare fotoğrafın ardından, tekrar avımıza döndük.

Bu balık tüm üşümemizi almıştı. İştahlı bir şekilde ilerlerken derenin yeni bir kanala yönlendirildiğini gördük. Yeni çalışma yapılmış bu yerde, dere hiçte verimli gözükmüyordu. Biraz da burada şansımızı denedik, zaten pekte umutlu olmadığımız bu yerden geri dönüp araçtan yukarılara doğru gitmeye karar verdik.

Aracımızın yanına vardığımızda, köze dönmüş ateşin başında ısınarak kısa bir mola verdik. Yukarıya doğru ilerledikçe akıntı daha da azalmıştı ve dere genişlemeye başlamıştı. Derenin bu kısmında döner kaşık kullanmaya karar verdim. Yaklaşık 3 km kadar ilerledik. Buraya kadar sadece bir takip aldım. Dönmeye kadar verdiğimizde ise tekrar yemli takım düzeneğine geçtim.

Yemli takım avlarında, en verimli avlarımı hep akıntı yönünde ilerlerken yapmışımdır. Akıntıya karşı ilerlerken ise döner kaşıklar daha verimli oluyor. Tabii ki kış aylarında döner kaşıklar pek iş yapmıyorlar.

Yolu yarılamıştık ki söğüt ağaçlarının bol olduğu bir yere geldik. Burada biraz mola vermeye kadar verdik. Oltalarımızı dereye atarak kamışlarımızı sabitledik. Daha oturmadan benim kamışın ucu eğilmiş ve balık kalama alıyordu. Hızlıca oltayı elime aldım ve balığı hafiften tasmaladım. Balık çok kuvvetli bir şekilde asılıyordu. Mesut ağabeyden kepçeyi hazır etmesini istedim. Balık akıntı yönüne döndü ve önümüzden roket gibi geçti. Tabii misina boşluğu bitince, havada taklalar artmaya başladı. Coşkulu bir şekilde balığımızı kepçelemeyi başardık. Buda oldukça iri bir balıktı. Burada hem dinlenme, hem de balıkla bol bol fotoğraf çekinme şansımız oldu.

Aracımıza doğru tekrar ilerlemeye başladık. Ara ara denemeler yapıyorduk. Aracımızın bulunduğu yerin yakınlarında bir köprü vardı. Geçerken de burasını denemiştik ama tekrar denemeden geçmek istemedik. Köprü altları alabalıkların saklanmaları için iyi bir yerdir. Bu güne kadar ne kadar köprü denemişsek, çoğunlukla önünden, içinden veya çıkışından balık almışızdır. Aklınızın bir köşesinde dursun. Dere avlarında köprülerin oldukları yerleri denerken daha ısrarcı olun.

Ben köprünün hemen girişine attım oltamı. Mesut ağabey de köprünün içerisine doğru salladı oltasını. Şanslı olan Mesut ağabeydi. Başkanım sanırım buda iri bir balık deyip kepçeyi hazırlamamı istedi. Elimde kepçe ile Mesut ağabeyin yanına geldim. Balık gerçekten iri bir balıktı. Bazen balıklar akıntıdan da yararlanarak çok kuvvetli asılışlarda bulunuyorlar. Büyük bir balık beklerken hayal kırıklığına uğruya biliyorsunuz. Ama bu gerçekten iri bir balıktı. Bol aksiyonlu bir mücadelenin sonunda kazanan taraf biz olmuştuk. Balığı kepçeye almayı başardık.

Bu avımızda kepçenin dere avlarında ne kadar önemli bir gereç olduğunu, bir kez daha tecrübe etmiş olduk. Kepçelerimiz olmasaydı bu balıkları sudan çıkarmamız çok riskli olurdu sanırım.

Aracımızın yanına geldiğimizde, Alihan ve Fatih avı çoktan bitirmişlerdi. Ateşin başında çay içiyorlardı. Bize de hemen birer çay verdiler. Ateşin başında başladık balıkları nasıl yakaladığımızı anlatmaya. Bolca muhabbet ettik, çay tükettik. Fotoğraflar çekindik. Dönmeye karar verdiğimizde ise ikindi vakti olmuştu. Bu avımızı da tadında bırakarak dönüş yoluna geçtik.

Tüm güzel insanlara rastgele.

CEVAP VER