Sürpriz Av Daveti

0
389

Planlamamış olduğum bir av daha. Böyle avları çok seviyorum. Hazırlıksız, plansız, programsız… Geç vakitte uyanmıştım ve kahvaltımı öğle vaktine yakın yapmıştım. Kuşlarımın geç kalmış bakımlarını yapacaktım ve bir sonraki gün gideceğimiz av için hazırlık yapacaktım. Fatih’ten gelen telefon ile tüm planlarım suya düştü. Dere kenarında biraz takılıp, çay içer döneriz dedi. Biraz işi olduğunu ve bir saate kadar almaya geleceğini söyledi. Bu zaman içerisinde depoya geçerek, kuşlarımın hızlı bir şekilde yemlerini ve sularını değiştirdim. 13:00 gibi Fatih geldi. Sırt çantamı ve olta takımlarımı alarak yola düştük. Yol üzerinde bir markete uğradık ve yemek için bir şeyler aldık.

Avlağa vardığımızda saat 14:30’u bulmuştu. Aracımızı yol kenarına bıraktık ve eşyaları yüklenerek derenin kenarına indik. Maksadımız balıktan çok biraz keyif yapmaktı aslında. Sandalyelerimizi attık, mangal için taşlar topladık ve semaverimizin de altını yaktık. Kamp hazırlıkları bittikten sonra oltalarımızı hazırlamaya başladık. Çayımız demini alana kadar önce derenin üst kısmını, çay molasından sonra da aşağı kısımları deneyecektik.

Kampımızı kurduğumuz yerin hemen yanındaki derenin genişleyen ve kıvrılarak suyun döndüğü yere attım oltamı. Ardımdan Fatih’te aynı yere salladı oltasını. Saniyeler içerisinde balık yemimi kaptı. Fatih balık geldi kepçeyi hazırda dedim. Balığı biraz gezdirmeye başladım. Yalnız balık çok sağlam asılıyordu. Kamış öyle bir bükülüyordu ki zevkten dört köşeydim. Uzun zamandır dere avlarına getirmiyordum bu kamışı. 1-4gr atarı ve 2.10mt uzunlukta olduğu için dere avlarında çalılıklardan dolayı biraz sıkıntı çekiyordum. Ama balığın aksiyonunu sonuna kadar yaşatıyordu.  Bu arada aksiyon kamerası da montumun cebindeydi. Hemen çıkartarak kaydı başlattım ve Fatih’e verdim. Bende balığı tadını çıkartarak çekmeye başladım. Balığı iyice yorduktan sonra kepçeye aldım. Fakat balığı gezdirirken Fatih’inde oltasını dolaştırmıştık. Balığın ağzından kösteği çıkarmadan fırdöndüden çıkarttım. Bu arada Fatih’in elindeki oltada da balık olduğunu anladık. Hemen kamerayı devraldım ve Fatih’in balığını çekmeye başladık. Bu balığı da kepçeleyerek çıkarmayı başardık.

İlk atışlarımızda ikimizde güzel balıklar kandırmıştı. Olayın mutluğu ile orada birer keyif sigarası tüttürdük ve fotoğraf çekindik. Balıklarımızı bir kenara alarak, derenin akışına doğru ilerlemeye başladık. Çok güzel yerler vardı fakat balık bulamamıştık. Bir müddet sonra dönmeye kadar verdik. Aynı yerleri tekrar yoklayarak kamp alanımıza kadar indik. Oltalarımızı suyun akışına bırakarak, sağlam bir şekilde sabitledik.

İyice demimizi almış çayımızı yudumlarken, bir yandan da mangal için hazırlıklara başladık. Fatih ateş yakma görevini alırken bende tavukları ve hellim peynirini çöp şişlere dizmeye başladım. Ateşin köz olmasını beklerken, oltamı elime alıp biraz aşağıları deneyip gelmek için ayaklandım. Birkaç yer denedikten sonra bir balık daha yemime yapıştı. Aksiyonu bol bir mücadeleden sonra balığı kıyılamayı başardım. Bu balıkta diğerlerini aratmayacak kadar güzel ve iriydi.

Balık elimde Fatih’in yanına döndüğümde yemek neredeyse hazırdı. Tavukları közden çektik ve peynirleri pişirmeye başladık. Peynir kızardıkça iştahımız giderek kabarıyordu. Neyse ki sonunda muradımıza erdik. Karnımız doyduktan sonra avlanmak için pek iştahımız kalmamıştı. Ateşim başında bolca çay tükettik, muhabbet ettik. Sonradan fark ettik ki güneş neredeyse kaybolmak üzereydi. Hızlı bir şekilde zengin kalkışı yaptık. Mıntıka temizliğini yaptık ve ateşimizi iyice söndürdük.

Kısa ama keyif dolu bir av gününü de böylece ardımızda bırakmış olduk.

CEVAP VER