ALABALIK ÇUKURU

0
345

Çok sevdiğim ve kıramadığım alabalık aşkı başına vuran kardeşim, Fevzi ÜLKÜ kardeşime isteği üzerine bir avlak tavsiye etmiştim. Nasıl bir takım düzeneği ile avlanması gerektiği ve hangi yemi kullanacağını ince ince anlattım. Tavsiye ettiğim yer oldukça dil eğime sahip bir yerdi. Havaların hayli sıcak olmasından dolayı, alabalıkları derinde yani suyun en serin bölgelerinde olma ihtimalleri değerlendirdik. Nitekim tahminlerimde yanılmamıştım ve Fevzi kardeşimde yakışıklısından iki oldukça iri balıklar almıştı. Birkaç balığı da kaçırmışlardı. Bizde balığın bu bölgede takıldığını düşünerek, hafta sonu bir av yapmaya karar verdik.

         Yurtdışında ikamet eden ağabeyim Fidafer ÇELİK ile iş yerimi kapattıktan sonra buluştuk. Eksiklerimizi tedarik ederek 24:00 gibi yola koyulduk. Muhabbeti bol bir yolculuğun ardından iki saatlik yolu tamamlamış olduk. Aracımızı gide bildiği son yere kadar götürdük. Çukur’a inmek için biraz yolumuz vardı. Çukur dediğim yer ise benim avlağa koyduğum isim.

         Bir gün öncesinden Fevzi kardeşimde gelmiş bizi bekliyordu. Aradım ve bizi karşılamak için yukarıya geldi. Kampet’i açarak tüm eşyalarımızı üzerine kaydık. Geriye kalan sandalyeler ve masayı da ağabeyim aldı. Fevzi ile ben kampet’i yüklenerek Çukur’a doğru inmeye başladık. İnişimiz kolaydı ama içimden buranın birde çıkışı var diyordum. Kazasız belasız Çukur’a indik. Fevziler üç kişiydiler, Karaman’dan gelen dört kişilik başka bir grup daha vardı avlağımızda. İkide biz etti mi dokuz. Olta atmak için bize Çukur’un sol tarafı kalmıştı. Zaten avlakta fazla büyük bir yer değildi. Kamp alanımızı belirledik ve yerleşmeye başladık.

         Fevzi gündüz yakaladığı balıkları gösterdi. Harika iki balık almıştı. Bizde büyük umutlar ile salladık oltalarımızı. Bu bölgede alabalıklar pek aktif olmuyorlardı. Yakalanan balıklar ise her gündüz vakti oluyordu. Dört olta ben iki oltada ağabeyim attı. Fevzi’nin demlemiş olduğu çaylarımızı yudumlarken, koyu bir sohbet başlamıştı. Muhabbet koyulaştıkça zamanda akıp gitti. Saat 05:00 gibi yatmaya karar verdik. Ağabeyim kampet’i kapınca bana da sandalyeler kalmıştı. Kısa sürede uykuya dalmıştık. Uyandığımda ise boynum tutulmuştu inanılmaz şekilde ağrıyordu. Kalktım ve oltalarımızı kontrol ettim. Oltalarımızda hiç bir şey yoktu. Bu esnada ağabeyimde uyanmıştı. Yer değiştirerek ben kampet’e ağabeyim de sandalyelere yerleşerek tekrar yattık.

Uykumda bir ses arkadaş senin oltada balık var diye defalarca tekrarlanıyordu. Gözümü açtığımda Fevzi’nin arkadaşlarından birisi aynı kelimeyi tekrarlıyordu. Yerimden fırladım. Yarım yamalak takıştırdığım ayakkabılarımla koşarak oltamın yanına vardım. Balık halen kalama yiyordu. Oltayı elime alarak hafiften bir tasma vurdum. Kalamam biraz gevşekti ve balıkta bolca kalama almıştı. Kalamayı biraz sıktım ve o heyecanlı dakikalar başladı. Ağabeyimde kepçeyi alarak yanıma geldi. Hoplata zıplata balığı yanımıza kadar getirdim. Balıkta zaten oldukça yorulmuştu. Ağabeyim tek hamlede balığı kepçeye almayı başardı.

         Balık iki kilo civarındaydı. Birkaç kare fotoğrafın ardından balığı strafora yerleştirdik. 09:00 gibi ilk balığımızı almıştık. Çukurdaki tüm ekipler bir araya gelerek, kalabalık ve bol muhabbetli bir kahvaltı yaptık. Sohbetimiz keyifli bir şekilde devam ederken banim oltalardan birisi daha yattı. Herkes bir anda ayağa fırlayarak oltanın başına koşuşturduk. Balığı çekmeye başladım. Bu balık ilk aldığım balıktan küçüktü ama tam bir fırlamaydı.  Aksiyonu dinine kadar yaşattı. Bu balığı kepçeye alabilmek için biraz çaba sarf ettik. Tam kepçeye aldık derken roket gibi geri kaçıyordu. Sonunda bu balığı da kepçelemeyi başardık ve strafordaki yerini aldı.

İkici balıktan sonra biraz bekledik ve oltalardan ses gelmeyince 11:00 gibi toplanmaya başladık. Daha Karaman’a dönüp dükkânımı açacaktım. Eşyalarımızı yine kampetin üzerine yükledik ve o zorlu tırmanışı gerçekleştirdik. Tırmanışımız o kadar zor olmuştu ki terden tişörtüm tamamen ıslanmıştı. Aracımızın yanında biraz dinlendikten sonra eşyalarımızı araca yerleştirdik ve dönüş yoluna geçtik.

        

         Bu avımızda kamış ve makine tercihlerini çoğunlukla yaptığım gibi hafif spin takımları seçerek yaptım. Her zaman yaptığım gibi ana beden üzerine gezer kurşunlu sistem kullandım. Kurşunlar 10 gr ile 20 gr arasında tercih ettim. Köstek uzunluğu ise 50-60cm kadardı. Yem tercihim ise yine berkley powerbait silikon toplar oldu. İlk aldığım balığın yemi yeşil simli toplardı. İkinci balığı ise iki yeşil bir turuncu renk taktığım yemler ile kandırdım.

Tüm güzel insanlara rastgele.

CEVAP VER

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.