Merhaba sevgili Oltacı dostları bu avımız 2018 sezonundan kalma geçirdiğim en keyifli avlarımdan birisi, kışın bu soğuk günlerinde yüreğinizi ısıtacak aksiyon dolu bir hikayesi.

Uzun zamandır söyle keyifli bir av yapmamıştım. Son birkaç avımın ödülleri hep Trofe Gökkuşağı alaları olsa da bu avımdaki zevki, keyfi alamamışım anlaşılan.

         Bu sezon doğal alabalık avı hiç yapmamıştık. Sezon açılışını yine bu derede yapmıştık ama sadece bir balık kandırabilmiştim. Sonrasında bu dereye bir kere daha geldik. Fakat dağlardaki eriyen karlar dereyi çamura çevirmişti. Bu gidişimiz ise ani bir karar ile ortaya çıkmıştı.

         Cumartesi günü işyerimde Fatih AÇAR ile nereye gidelim tartışmasını yaparken bu avlak aklıma geliverdi. Zaten Fatih’e de buradaki türle tanışmak bir türlü kısmet olmamıştı. Sezon açılışında ve sonraki ziyaretimizde Fatih’te vardı. Durumlar böyle olunca kesin kararımızı verdik. Yurt dışında ikamet eden ağabeyim Fidafer ÇELİK’te avımıza dahil oldu.

         Gece 03:30 da buluştuk. Ufak tefek eksikleri giderdik derken yola çıkmamız 04:00 buldu. Önümüzde 220 km’lik uzun bir yol vardı. Hiç mola vermeden avlağımıza vardığımızda gün yeni ağarıyordu. Hızlı bir şekilde hazırlandık ve soluğu derenin kenarında aldık. İlk olarak Mepps Aglia Fluo Firetiger ile ava başladım. İlk atışımda, ilk takibi gördüm ve bugün çok güzel olacak dedim. Çok geçmeden ilk doğal türümüzü aldım. Salmo Labecula – Seyhan Alası bu türün kırmızı benekleri çok belirgin değil. Ben bu balıklara mor benekli ismini takmıştım ama bazı kaynaklarda mürekkep benekli olarak ta geçmekte.

         İlk balığımızı fotoğrafladıktan sonra suya tekrar iade ettim. Kısa bir süre içerisinde ardı ardına balıkları almaya başlamıştım. Fatih ve ağabeyimde daha siftah yoktu. Fatih bir kaçını kandırıyor ama her seferinde balıklar kurtulmayı başarıyorlardı. Hoplayanlar, zıplayanlar, havada uçanların haddi hesabı yoktu. Arada iri balıklarda çıkıyordu. Uzun zamandır tüm doğal alabalık avlarımdaki balıkları boy limitleri ne olursa olsun suya iade ediyordum. Bu avımızda ağabeyim için iki tanesini alı koydum. Aslında lezzet olarak Gökkuşağı alaları daha lezzetliler. Bu balığı tüketmenin bence çok bir anlamı yok.

         Dere üzerince faaliyet gösteren bir alabalık işletmesinin yakınlarına gelmiştik. Bu bölgede ise tesisten kaçan gökkuşağı alaları yoğunluktaydı. O yüzden buranın avlamasını sevdiğim en güzel bölgeydi. Tesis yakınlarında kaşıklarımızı gezdirirken beklemediğim bir güç ile kamışın inanılmaz derecede aksiyon verirken makinenden de kalama sesleri vızıldıyordu. Beklemediğim bir yerde ve bir anda gelen bu balık aklımı başımdan almıştı. Bir yandan balık ile mücadele ederken bir yandan da Fatih’e sesleniyordum. Balık oldukça iri bir balıktı kepçe ile alınması gerekiyordu. Fatih hızlı bir şekilde yanıma geldi. Bu arada bende derenin içerisinde balık ile bir oyana bur yunaya gezeliyorduk. Fatih’e sırt çantamdaki kepçeyi çıkartmasını söyledim. Kepçeyi alacağım derken çantada ne varsa dereye boşalttı. Bir yandan balığı kontrol altında tutmaya çalışırken, bir yandan da çantadan düşen eşyaları toplamaya çalışıyorduk.

         Sonunda Fatih elinde kepçe ise derede balığı kovalamaya başladı. Balık akıntıdan da faydalanarak öylesine bir güçle asılıyordu ki zapt ede bilmek ne mümkün. Sudan fırlayıp attığı taklaları bile sayamadık. Fatih balığı tam kepçeye alacakken balık gaza geliyor, kalama alarak kaçıyordu. Hele Fatih’in bacak arasından geçip havalara sıçrama sahnesi mükemmeldi.

         Balığı sonunda kepçe ye almayı başara bilmiştik. Kepçeye aldık derken sadece yarısı sığmıştı. O anda kafamdaki aksiyon kamerasını hatırladım. Fatih’e balığı salda biraz görüntü alalım dedim. Fatih balığı salarken bende kamerayı açmaya çalışıyordum. Ben daha kayda girmeden Fatih balık gitti dedi. İkimizde orada öylece bakakaldık. Olayları dışardan izleyen ağabeyim ise bana saydırıyordu. Ne yapacaksın kamerayı gül gibi balık gitti diye. Balık gerçekten de Gül gibiydi. Ama kısmet değilmiş işte, döner kaşığımızın dışarıda kalan iğnesi kepçenin filesine takılınca balıkta tek kafa darbesi ile kaçmayı başarmıştı.

         Balığı kaçırdıktan sonra aynı yere kaşıklarımızı umutsuzca atıp çekerken Fatih’in kaşığını yine iri bir balık kapmıştı. Ortağım senin balık geliyor derken, hoplata zıplata balığı çekiyordu. Bende bir elimde kepçe, diğerinde aksiyon kamerası ile balığın yaklaşmasını bekliyordum. Balık önüme geldiğinde ise tek hamlede balığı kepçenin içerisine aldım. Buda güzel iri bir gökkuşağı alasıydı. Yaklaşık 1500gr civarlarındaydı. Birazda olsa kaçan diğer balığın stresini almıştı.

         Tesisin yukarılarına doğru ilerlerken irili ufaklı Mor beneklileri yakalayıp bırakıyorduk. Derenin akıntısı ile zaman adeta yarışıyorlardı. Farkında bile olmadan saat 11:00 a gelmişti. Aklıma dükkân geldi. Hadi artık geri dönelim dedim.

         Geri dönüşümüzde ise asıl av başlamıştı sanki kaşıklarımızı akıntıya doğru çekerken daha çok saldırı ve takip alıyorduk. Çok sayıda mor benekli yakalayıp bırakarak aracımızın yanına kadar gelmiştik. Saatlerimiz 13:30 u gösterirken dönüş yoluna koyulduk. Ben her zaman ki gibi ilk dakikalarda uykuya dalmıştım. Gözümü açtığımda ise Karaman’a girmiştik. Geçte olsa işyerimizi açıp işimize gücümüze bakarken aklımda hep avlak vardı.

         Uzun zamandır böylesine keyifli bir av geçirmemiştim. Kaçırdığımız balık ise hep aklımı kurcalıyordu. Acaba haftaya tekrar gitsem balığı alabilir miyim diye. Uzun lafın kısası haftaya soluğu yine aynı derede almıştık. Fakat ne o kaçırdığımız balığı bulabilmiştik nede geçen haftaki gibi verimli bir av yapabilmiştik. Bu arada arkadaşlar iri alabalıklar bölgeci olduklarından dolayı kaçırdığınız bir balığı yine aynı yerde bulma ihtimaliniz oldukça yüksektir. Çok şükür oltalarımız yine boş kalmadı. Birkaç Mor Benekli yakalayıp suya tekrar iadelerini sağladık.

         Bu balıklar hakkında çok araştırma yapsam da ne yazık ki çok az sayıda kaynak bulabildim. Kısmet olursa en kısa zamanda bu bilgileri derleyip sizlerle de paylaşacağım.

         Evet hikayemizin sonuna geldik ve tüm güzel insanlara Rastgele derken, bir hatırlatmada bulunmak istiyorum. Ülkemizde doğal alabalık türleri 1 Ekim – 28 Şubat tarihleri arasında yasaktır. Av suresince alıkonula bilir balık sayısı 3 tür ve boyları en az 25 cm olmalıdır. Daha güzel yarınlar için sirkülere uyalım ve yakala bırak balıkçılığını prensip edinelim. Unutmayalım ki salarsak tekrar tutarız.

CEVAP VER

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.