Somon Hasadı

0
789

Videoların Devamı İçin Youtube Kanalımızı ziyaret edebilirsiniz.

Bir balık aldık ya tamam artık favori avlağımız olur. Geçen haftalarda dostum Fatih AÇAR ile birlikte bu gittiğimiz avlaktan harika bir balık almıştım. Ortalama 1.5 ila 2 kg civarındaydı. Bu avlağa tekrar bir av düzenlemeye karar verdik. Yalnız hafta sonunu bekleyemedik. Hafta içi sabah suyu yapıp dönecektik.

Ekipte Ben, Mesut BOZOĞLU, Fatih AÇAR ve yeğenimin eşi Mustafa ACAR vardı. Gece 3:00 gibi düştük yola. Gördüğümüz her petrol da çay molası vererek sabahın ilk ışıklarında vardık avlağımıza. Aracımızı bıraktıktan sonra dere boyundan barajın suyu ilk toplamaya başladığı yerlere kadar yürüdük. Taşın kayanın bol olduğu bir bölgeye yerleştik. Hepimiz oltalarımızı attık ve beklemeye başladık.

Manzara harika, güneşin doğmaya başlaması ile ortalık şenlendi. Böcüler, börttüler, akrepler ortalıkta cirit atıyorlardı. Derenin uzantısında beliren dağa güneşin ilk ışıkları vurduğunda ise manzara nefes kesiyordu. Bol bol fotoğraf çekik.  Termoslarımızdaki çayları tüketirken manzaranın tadını çıkarttık. Mesut ağabeye oltalarımızı emanet ederek Fatih, ben ve Mustafa at-çek kamışlarımız alarak baraja doğru at-çek yaparak ilerledik. Yaklaşık 1 saat kadar kaşıklarımızı suda gezdirdik. Kaşıklarımızın peşinden gelen alabalıklar olmayınca da oltalarımızın yanına dönmeye kadar verdik.

Güneş artık kendini iyice göstermeye başlamıştı ve sıcaklıkta müthiş derecede artmaya başlamıştı. Gittiğimiz bölge Akdeniz iklimine çok yakın olduğundan nemde cabasıydı. Çam ağaçlarının altına geçerek beklemeye başladık. Bir zil sesi doyduk ama tek tınlamaydı. Aradan geçen 5-10 dakika sonrası sudan bir balığın fırladığını gördük. Bu balığın oltalarımızın birinde olduğu kesindi. Hemen oltalarımızın yanına inerek kontrol etmeye başladık. Bazı avlarımda yakın atış yapmak için hazırlamış olduğum küçük kasnaklı oltanın zili yoktu ve misina çok gergin duruyordu. Misinayı elime alarak kontrol ettim. Balık yemi kapmıştı. Misinayı yavaş yavaş çekerken takılmış olduğunu fark ettim. Kurtarmak için biraz çabaladım ama kopmasından korktuğun içinde fazla zorlamıyordum. Misinanın ucundaki balık oldukça iri balıktı. Misinayı ara ara serbest bırakarak balığın oltayı kurtarmasını umut ediyordum. Ne kadar uğraşsak ta olmadı.

Tahminime göre gezer kurşun kayaların arasına takılmıştı. Misinayı saldıkça balık ileriye doğru kaçıyordu. Çektiğimizde ise kösteğin önündeki fırdöndü kursuna gelip dayanıyordu. Gecen zamanın ardından artık ne olursa olsun asılalım diye düşünürken aklıma at-çek yaptığımız kamışlar geldi. Misinayı serbest bırakarak balığın suyun üzerine çıkmasını bekledik. Balık 8-10 metre önümüzde gezelerken Mesut ağabeyde kaşıkla misinayı yakalamaya çalışıyordu. Birkaç denemenin ardından misinayı yakalamayı başardık. Ben misinayı saldıkça Mesut abide kaşıkla misinayı çekmeye başladı. Ama balık bir türlü rahat durmuyordu. Kaşık ile misinayı asılırken bile balık kalama alıyordu. Sonunda balığı kıyıya yaklaştırmayı başardık ve kepçeye aldık.

Balık iriydi ve hepimizi heyecanlandırmıştı. Balık ile fotoğraflar çekiniyorken Fatih bağırmaya başladı, kepçeyi getirin diye. İlk balığın heyecanını atamadan ikinci balık ile mücadeleye başladık. Fatihin oltasındaki balıkta oldukça iri bir balıktı ve makinadan bol bol kalama alıyordu. Kamısın aksiyonuna ise diyecek yoktu. Arada bir fırlayarak bizleri coşturuyordu. Fatih ise balığı çığlıklar içerisinde tadını çıkartarak çekiyordu. Tabii ki her şeyi kayıt altına alıyorduk. Bazı fotoğrafların üzerlerindeki QR kodlarını okutarak bu avımızdaki videolara ulaşa bilirsiniz.

Avımıza dönecek olursak Fatih balığı çığlıklar eşliğinde kıyıya kadar getirmeyi başardı ve bende balığı kepçeye almayı başardım. İlk balığımız daha can vermeden gelen bu ikinci trofe Gökkuşağı alası mükemmel olmuştu. Bu balıkta ilk balığımızı aratmayacak büyüklükteydi.

Tekrar ağaçların altına çekilerek yaşadığımız anları keyifli bir şekilde konuşurken zamanın yine su gibi aktığını anladık. Hepimizin işleri vardı ve dönmek zorundaydık. Aşağıya inerek oltalarımızı toplamaya başladık.

Benim oltaların yanına Mesut ağabeyde bir salla olta atmıştı. Son oltamı toplarken Mesut ağabeyin oltasının zili yerinden fırladı. Mesut ağabeye seslendim ağabey senin oltada balık var diye. Mesut ağabey uçarak yanıma geldi. Hemen misinasını eline alarak balığı çekmeye başladı. Bu büyüklükteki alabalıkları elle çekmek o kadar kolay bir iş değildir. Biraz ustalık ister. Balık çılgınlar gibi sağa sola kaçarken, havada taklalar atarken balığa yön vermek gerçekten zor bir iştir. Biraz mücadelenin ardından balığı kıyıya yaklaştırdık ve kepçeleme görevi yine bende olmasından dolayı birkaç denemenin ardından balığı kepçeye sokmayı başardık. İlk iki balığımıza göre biraz küçük olsa da bu balıkta artık somon kıvamına gelmiş bir gökkuşağı alasıydı.

Son dakikalarda gelen bu balık Mesut ağabeyi oldukça sevindirmişti. Üç balığımız vardı ve herkesin keyfi yerindeydi. Balıklar ile bolca çekilen fotoğrafların ardından dönüş yolumuza geçtik. Hepimiz iş yerlerimize geç kalmıştık ama açıkçası hiç birimizin umurunda değildi.

Tüm güzel insanlara Rastgele.

CEVAP VER

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.